Karşılıksız Çek Gelişimi Ne Diyor?








Kredi Kayıt Bürosu'nun (KKB) Hayal Edin Gerçekleştirelim sosyal sorumluluk proje yarışmasının 2015 yılı birincisi olan "Sen Oradaysan Biz De Oradayız"projesini Adana'daki mevsimlik tarım işçileri üzerinde hayata geçirirken projede yer alan doktor adayı öğrencilerden aldığım bir bilgi ilgimi çekmişti. Buna göre dünyadaki enfeksiyona bağlı hastalıkların %80'inin sadece el yıkamak suretiyle önlenmesi mümkünmüş. Ellerin doğru bir şekilde yıkanması enfeksiyona bağlı hastalığın iyileştirilmesi maliyetinden kat kat daha ucuz ve etkili. Bunun karşılıksız çek ile ne ilgisi var dediğinizi duyar gibiyim. Önce 2015 yılını Mart 2016 ile birlikte değerlendirelim, sonrasında konuyla ilgisini de yazacağım.

2015 yılına ilişkin çek gelişimini aşağıdaki şekilde özetlemek mümkün:

Ödenen Çek Gelişimi

2015 yılında 22,8 milyon adet çek keşide edildi ve bankalara ibraz edildi. Yıllık olarak keşide edilip bankalara ibraz edilen çek gelişimini içeren aşağıdaki grafikten görüleceği üzere, bu rakam son 6 yılın ikinci yüksek adedi. Her çekin ciranta yoluyla ortalama 5 kere el değiştirdiği kabul edildiğinde, bu bize 2015 yılında 100 milyonun üzerindeki ödemenin çek ile yapıldığını gösteriyor.  Dolayısıyla çek halen reel sektörün en önemli ödeme araçlarından birisi.

2015 yılında keşide edilen çeklere tutar olarak baktığımızda; toplam 673 Milyar TL'lık çek keşide edildiğini görüyoruz. Bankalarca açılan ticari kredilerin 2015 sonu itibariyle 1,100 Milyar civarında olduğu göz önüne alındığında; reel sektörün vadeli çek yoluyla banka kredilerinin yarısından daha fazla birbirini kredilendirdiğini söylenebiliriz. Bu açıdan bakıldığında çek sisteminin sağlıklı çalışması reel sektör açısından son derece önemli.

Karşılıksız Çek Gelişimi

Arkası yazılan çeklerin ödenen çeklere oranı 2014 yılında %2,9 iken, bu oran 2015 yılında %3,4'e yükseldi. Mart 2016'ya  toplam olarak baktığımızda bu oranın %3,6 olduğunu görüyoruz.

Bu gelişime bakarak; "artış trendi bir olumsuzluk olmakla birlikte oransal olarak halen makul seviyelerde" diyebilir miyiz? İstatistik olarak diyebiliriz ancak yarattığı etki açısından bu kadar basit değil. 2015 yılında 750 bin adet çek karşılıksız çıktı. Bu 2014 yılına göre 100 bin adet daha fazla karşılıksız çek demek. Yetersiz sermaye ile çalıştığı bilinen KOBİ'lerimizin alacaklı olduğu 2-3 tane çeki tahsil edemediklerinde bundan ne kadar olumsuz etkilendiklerini biliyoruz. Bu açıdan bakıldığında 100 bin ilave karşılıksız çek, 2014 yılına göre  binlerce KOBİ'nin daha bundan olumsuz etkilenmesi demek.

Karşılıksız Çeklerin Sonradan Ödenme Gelişimi

Bildiğiniz üzere, bir çekin karşılığının olmaması nedeniyle arkasının yazılması sürecin sonu değil: bu aşamadan sonra yasal süreç başlamadan ya da mahkeme sürecinde de tahsilat mümkün. Karşılıksız çeklerin sonradan ödenme oran ve sürelerine baktığımızda son birkaç yıldır olumsuz bir trendin mevcut olduğunu görüyoruz. Aşağıdaki grafik bize, arkası yazılan çeklerin sonraki dönemlerde ödenme oranlarını gösteriyor. Buna göre; arkası yazılan çeklerin sonraki 12 ay içerisinde ödenme oranı 2011’de %48 iken, bu oran yıllar itibariyle gerilemiş; 2012’de %39’a, 2013’de %36'ya, 2014’de %32'ye, 2015’de keskin bir düşüş ile %25’e düşmüş durumda. Dolayısıyla 2015 yılında karşılıksız çek oranı ve adedi arttığı gibi arkası yazılan çeklerin daha sonra ödenme oranı da azalmış. Bu durumu daha da ağırlaştırıyor tabii ki. 

Gelelim "doğru el yıkama ile enfeksiyona bağlı hastalıkların %80 oranında önlenebileceği" araştırma sonucunun ülkemizdeki karşılıksız çek konusu ile olan ilgisine.

Karşılıksız çek datasını her ay analiz ediyoruz. Bu analizin temelinde, her ay itibariyle karşılıksız çek keşide eden kişilerin daha önce de karşılıksız çeklerinin olup olmadığının tespit edilmesi ve "bu çekleri alan kişiler çeki kabul etmeden önce keşidecinin Çek Raporunu almış olsalardı, keşidecinin ödeme sorunu olduğunu belirleyebilirler miydi?" sorusunun yanıtlanması yatıyor.

Aylar itibariyle yapılan analizin sonuçlarını gösteren tablo şu şekilde:


Mart 2016 analizi üzerinden açıklamak gerekirse; Mart ayında 64.062 adet karşılıksız çek toplamda 17.446 kişi tarafından keşide edilmiş. Bu kişilerin Çek Raporlarına bakıldığında, %64'ünün son bir ay içerisinde, %73'ünün son 3 ay içerisinde,  %79'unun da son 12 ay içerisinde en az bir karşılıksız çekinin mevcut olduğunu görüyoruz. Dolayısıyla, Mart 2016'da karşılıksız kalan çeklerin yarattığı finansal hasarın %80'i sadece Çek Raporu alınarak önlenebilecek bir hasar. Nasıl doğru el yıkama ile enfeksiyona bağlı hastalıkların %80 oranında azalması mümkün ise, çek ile alışverişlerde satıcının kendisine teklif edilen çeki kabul etmeden önce keşidecinin Çek Raporunu talep edip incelemesi de karşılıksız çek alma riskini %80 oranında azaltması mümkün.

Nasıl çözülecek bu karşılıksız çek sorunu? Bunun için neye ihtiyaç var? 

Aslında bugünün sorunu değil bu. Geçmişte bugünkü karşılıksız çek oranlarından çok daha yüksek oranların olduğu dönemler oldu. Piyasa farklı nedenlerden dolayı her zaman değişebilir, sıkışabilir. Önemli olan bu dönemleri sorunsuz atlatabilmek. Geçmişten farklı olarak bugün bunun için ihtiyaç duyulan bilgi, sistem, altyapı hepsi mevcut. İhtiyacımız olan tek şey reel sektörün risk yönetim bilincini artırıp bu sistemleri kullanmasını sağlamak.Son iki yılda yaptığımız çalışmalarla reel sektörün kendi alışverişlerinde ve iş süreçlerinde birbirlerinin bilgilerini, geçmiş ödeme performanslarını paylaşabilecekleri güvenli, pratik sistemler tasarladık ve hayata geçirdik. Bunlardan bazılarının dünyada başka bir örneği yok. KKB olarak reel sektöre de bankalara sunduğumuz bilgi paylaşım sistemleri sunma sürecine 4 yıl önce Başbakan Yardımcısı Sayın Babacan’ın ve TBB Başkanı Sayın Hüseyin Aydın’ın talepleri ve talimatları ile başladık. Bu süre boyunca TOBB ile birlikte çalıştık ve Başkan Sayın Hisarcıklıoğlu’nun da desteğini aldık. Geldiğimiz bu aşamada tüm altyapı, uygulamalar ve sistemler hazır. Gelişmiş ülkelerin birçoğunda bulunmayan sistemler ve ürünler yarattık. Bu aşamadan sonra bu sistemlerin reel sektör tarafından, tüccar, sanayici tarafından, esnaf tarafından, KOBİ’ler tarafından kullanılmasını bekliyoruz. Ancak bunun o kadar da kolay olmadığını, olmayacağını son iki yılda gördük. Özellikle KOBİ’ler olmak üzere reel sektörün bu sistemleri kullanması, değişen koşullara bağlı olarak kendilerini geliştirmelerine, bilinçlenmelerine, çağdaş yöntemlerle müşteri seçimini yapan ve tahsilat riskini yöneten bakış açısına sahip olmalarına bağlı. Bu değişim kolay bir değişim değil. Biz KKB olarak bu konuda çaba harcıyoruz ve harcamaya devam edeceğiz ancak bu bizi aşan bir konu. Özellikle KOBİ'lerin çek yoluyla önemli ölçüde sermaye yarattıkları gerçeğinden hareketle buradan elde edilecek pozitif sonuçların reel sektöre ve ülkeye sağlayacağı fayda göz önüne alındığında, reel sektörün bu konuda bilinçlendirilmesi son derece önemli. Burada pozitif sonuçların alınması da  kamu ile reel sektör meslek örgütlerinin desteğini ve liderliğini gerektiriyor. Bu konuda bazı somut adımların atılmış olması sorunun kalıcı bir şekilde çözüleceği konusundaki umutları artırıyor. Bu adımların en önemlisi çeklerde karekodun zorunlu hale getirilmesi ile ilgili başlatılan çalışmalar. Çeklerde karekod uygulaması karşılıksız çekin yarattığı finansal enfeksiyonu azaltır mı? Kesinlikle azaltır. Bu da bir sonraki paylaşımın konusu olsun.